Dünyanın tam ortalarında Osmanlı toprakları üzerinden kışkırtılan cihan savaşı sonunda, uluslararası hukuka dayanan sözleşmeler ve antlaşmalar imzalanarak siyasal çözüme bağlanmıştır. Çanakkale savaşı muhabereleri hem kara hem de deniz savaşları çizgisinde birbiri ardı sıra gelişmeler halinde cereyan etmiş ve Avrupa’da yeni devreye giren uçak filolarının katılmasıyla da deniz ve kara savaşları sonrasında da hava savaşları da devreye girmiştir. Yüzyılların birikimi olan savaş sanatının gündeme getirmiş olduğu yenilikler ile hava savaşları sırasında ortaya çıkan teknolojik gelişmelerin devreye girdiği yeni dönemde bütün büyük ülkeler, hava savaşlarının yanı sıra elektronik alanlardaki gelişmeleri de yirminci yüzyılın başlarından itibaren saldırı ya da savunma alanlarındaki tüm yeniliklerin savaş alanına aktarıldığı görülmüştür. Çağdaş devletlerin ya da modern orduların bu doğrultuda yenilenmesi Birinci dünya savaşı aşamasında öne çıkmıştır. Batı emperyalizminin yirminci yüzyıla kadar bütün kıtaları ele geçirmeye yönelen çalışmaları, yirminci yüzyılın başlarında teknolojik, atılımlar ile birlikte savunma ve saldırı siyasetlerine de yansımıştır. Birinci Cihan Harbinde uçaklar üzerinden yeni teknolojiler devreye girmiştir. Çanakkale savaşları sırasında o dönem var olan silah endüstrisi ile birlikte yirminci yüzyılın ileri teknolojisi silah ve savunma endüstrileri aracılığı ile Çanakkale savaşları ile birlikte kullanılmıştır. Çanakkale savaşları sırasında kullanılan ileri teknoloji gelişmeleri bugünün koşullarında yirmi birinci yüzyılın savaş ve sanayi alanlarında eskisine oranla daha da gelişmiş aşamalarda kullanılmaktadır.

Denizlere egemen olarak dünyayı ele geçiren İngilizler, deniz teknolojilerinde sahip oldukları üstünlüklerini aynı biçimde kara ve hava askeri alanlarında da en üst düzeyde kullanılmaktadır. Beş büyük kıtada elli den fazla sömürge ve dominyona sahip olan İngiltere’nin küresel hegemonyaya sahip olması nedeniyle her alanda öne çıkan yeniliklere sahip olduğu genel anlamda görülmüştür. İngiltere boğazlara donanmasıyla beraber gelmiş ve boğazlar üzerindeki savaşlarda, İngiltere deniz askerlerini de kullanmasına rağmen bir deniz ve kara kuvvetleri harekatını örgütleyerek savaşı kazanmaya çalıştı ve bu doğrultuda en büyük gemilerini İstanbul ve Çanakkale boğazlarına göndermesine rağmen, İngiltere savaş alanlarından istediği ve beklediği başarılı sonuçları alamamıştır. Anglo-sakson hegemonyasının kraliçesi olan Queen Elizabeth isimli gemi de İngiltere’nin zaferini kutlamak üzere Boğazlara gelmişti ama bir türlü beklenen sonuçlar ele alınamadığı için geldikleri gibi geri gitmek gibi bir manevra daha yapmak zorunda kalmışlardır. Fransa ve Rusya’nın savaş içinde ağırlıklarını kaybetmeleri üzerine, Çanakkale Savaşını bir İngiltere ve Osmanlı devleti arasındaki ikili bir savaşa dönüşmesi gibi bir durum daha sonraki aşamalarda gündeme gelmiştir. İngilizler gönderdikleri savaş gemileri aracılığı ile kara kuvvetlerinin zayıf kaldığı yer ve bölgelerde arkadan gemilerin ateşlediği füzelerle kara ordusunun savaşı kaybetmelerini önlemeye çalışıyordu. Deniz ve kara ordularının iş birliği yapmaları sayesinde savaşı kazanmaya çalışan İngiltere ve müttefikleri ordusu, savaşın başladığı andan itibaren ellerinden gelen çabalar ve uğraşılara rağmen zafer sonucu alamayınca, saldırılarını daha da artırarak baskı kurmaya çalışmışlar ama böylesine bir farklı yaklaşıma rağmen savaşın kaybedilmesini önleyememişlerdir. Dünya hegemonyasını elinde tutan bir büyük dev ülkenin sahip olduğu bütün silahlar ve teknolojik aletlerini savaş alanına getirerek, savaşı her yönden kazanmaya çalışmalarına karşılık istenen sonucu alamamışlardır.

Kara savaşlarının en önemli bölgesi Seddülbahir cephesi olmuştur. Çanakkale savaşlarının Harp tarihine dayanan kara savaşlarının gene aynı biçimde cereyan etmesiyle İngiltere geçmişten gelen askeri gücünü öne çıkarmaya çalışmıştır. İngiliz ve Fransız ordularını ortak saldırısı ile başlayan bu cephedeki savaşlar devam ettikçe asker sayısında fazlasıyla kayıplar ortaya çıkmaya başlamıştır. İngiltere cephesinde Türkler son derece başarılı direnme cepheleri oluşturmuştur. Fransız askerleri arkadan saldırılarını yürütürken Türk askeri her iki cephe de savaşmak zorunda kalmışlardır. 6 mayıs1915 günü ortak savunmaya yönelen Türk ordusu ikinci Kirte muharebesini bu cephede kazanmıştır. Bu cephe de Türklerin kaybı 2000’lerde kalırken, müttefik ordularının kaybı 7000 in üzerine çıkmıştır. Daha önceleri iki muharebe kazanılan Kirte cephesinde, daha sonra Fransız askerleri Türk cephelerine girerek vatan savunması yapan Türk askerlerini arkadan vurmaya başlamışlardır. Fransız ordusunun cepheden savaşlara girişmesi ile Türk askerleri fazlasıyla şehit vermiştir. Aynı yerde yapılan üç muhabere eyleminin başarısız kalması üzerine Seddülbahir bölgesi savaşlarında, her iki tarafın fazlasıyla insan kaybına sürüklendiği görülmüştür. Her üç saldırının başarısız kalması üzerine cephe komutanları piyade ve topçu birliklerini yeniden düzene koymak zorunda kalmışlardır. İki ayrı kanat üzerinden yapılan yenileme hareketi ile Kerevizdere savaşını Türk askerleri kazanmışlardır. Müttefik orduların birlikte saldırısını düzenleyen Avustralya ve Yeni Zellanda komutanları böylece Türk cephesine yönelik biçimde Avusturya-Yeni Zellanda ortak ordusu olarak ANZAK askeri birliğinin oluşumuna zemin hazırlamışlardır.

Savaşın ikinci büyük cephesi olan Arıburun cephesinde ANZAK ordusu üç ayrı cepheye birden ortak saldırarak, işin başında bölgesel zafer elde etmeye çalışmıştır. Dağ sırtlarında işgalcilerin tırmanmalarına karşı direniş gösteren Türk askerleri Arıburun cephesinde düşmanın ilerlemesini önleyerek dağlık bölgelerin sırtlarında ateş açmışlar ve böylece Britanya imparatorluğunun askeri ordusu olan ANZAK birliklerine geçit vermemişlerdir. Türklerin Conkbayırı zaferi bu bölgede elde edilmiştir. Conkbayırı savaşı sonrasında Kilit bayırı savaşı da bu bölgede cereyan etmiş ve Türk askerlerinin vatan savunmaları bu bölge üzerinden tarihe mal olmuştur. Bu bölgeye kalabalık bir askeri çıkarma yapan ANZAK ordusu, getirdiği 15 bin askere karşılık bu miktarın üçte biri oranında sonraki aşamada ciddi bir asker kaybına teslim olmuştur. Buradaki çıkartma sonrasında Türk askerlerinin yoğun saldırıları gündeme gelmiştir. Tek cephe ile yetinmeyen ANZAK askerleri üçüncü kara cephesini de Anafartalar bölgesinde açarak, savaşı yaygınlaştırarak kazanabilmenin yollarını aramıştır. Gelibolu cephesinde sonuç alamayan İngiliz ve Fransız kuvvetleri, bizzat Atatürk’ün yönettiği Anafartalar cephesine saldırarak savaşı kazanabilmenin denemelerine girişmişlerdir. Suvla ovası üzerinde işgalci düşman ordusunu durdurmayı başaran Atatürk, Gelibolu cephesinden sonra 1915 Ağustos ayının ikinci yarısını Türk tarafı açısından bir Büyük Taarruz alanı olarak belirleyerek, son bir saldırı hareketi ile Çanakkale savaşını kesin olarak bitirmek istiyordu. Türk ordusu bu aşamada Bombatepe üzerinde düşman askerlerini sıkıştırarak Büyük Taarruz üzerinden gündeme getirilen Büyük Zafer saldırısı için elverişli bir askeri ortam yaratılıyordu. Çanakkale Savaşı sırasında, Osmanlı ordusu yeni üretilen uçakları kullanmaya başladığında, bunlar aracılığı ile geniş bir alana yayılmış olan savaşı kontrol altına alarak, kesin zaferini dünya kamuoyuna ilan etmiştir.

Bir tarafta İngiltere ve Fransa, diğer tarafta ise Osmanlı ve Alman orduları arasında geçen Çanakkale Savaşı, aslında cereyan ettiği bölge ile taraf olan devletler açısından değerlendirildiğinde, bir anlamda dünya savaşına giriş oluşumu ya da yarım bir dünya savaşı hazırlığı olarak da açıklanabilir. Savaş alanının genişliği ve merkezi konumu açılarından değerlendirildiğinde, dünyanın en büyük devletleri ve onların orduları arasında geçen bir askeri hareket olarak, bu savaş yeni dünya düzeninin ilk adımlarının atıldığı bloklaşmanın önde gelen göstergesi olmuştur. Savaşta karşı karşıya gelen iki taraf ordularının beş yüz binden fazla sayıda bir asker grubunu kaybetmesine yol açmış olan Çanakkale Savaşı, yirminci yüzyıldan daha ileriye doğru bakabilmenin ana göstergesi olarak görülebilmektedir. Savaş büyük devletleri çatıştırarak var olan eski düzenleri bozduğu gibi, ya da aynı zamanda paralel çizgide eskisinden farklı çizgiler de devletlerarası yeni tür ilişkiler ortaya koyarak sürekli değişen bir yapılanma ile bütün dünya devletlerine dönük bir biçimde eskinin ve geleneksel yapılanmaların tasviyesini gündeme getirmektedir. Balkan savaşı sonrasında gündeme gelen Çanakkale Savaşı bu savaşın fazlasıyla etkisi altında kalmıştır. Bu açıdan Çanakkale Savaşı bir anlamda Balkan Savaşı’nın siyasal alandaki uzantısı olarak da açıklanabilir, ya da Balkan Savaşı Balkan ülkelerinde Çanakkale Savaşı öncesinde bir kıtasal çekişme olarak siyasal çekişmelerin merkezi alana yansımasıdır. Çanakkale’nin bir Balkan şehri olduğunu ve Gelibolu yarımadasının ise, Balkanların Ege ya da Akdeniz’e doğru çıkış yapan, bir coğrafi çıkıntı olarak haritada yerini aldığını ifade etmek mümkündür.

Asya ve Avrupa ile doğu ve batı arasında yer alan Balkanlar-Anadolu –Kafkas’lar üçgeni dünyanın tam ortasında alan merkezi coğrafyanın biçimlenmesidir. Büyük Kafkasya savaşına kalkışan batı emperyalizmi, işe önce Balkanlar’dan başlamış ve daha sonra haritayı izleyerek ve Çanakkale ile İstanbul boğazlarından geçerek,1915 tarihi itibarıyla Doğu Anadolu’da batının gizli servislerinin örgütleyerek kışkırttığı Ermeni isyanına köprü kurarak, Balkanlar’dan Kafkaslara doğru batının kontrolunda yeni bir merkezi alan yaratabilmenin çabaları içinde, Balkan savaşı ile başlatılan yeni yapılanma zaman diliminde Balkan savaşı bir ön hazırlık olarak tarihteki sırasını almıştır. Boğazlar ele geçirilseydi İstanbul üzerinden Anadolu yarımadasına el konacak ve doğu Anadolu bölgesinde böylesine bir savaş sürecinin ön hazırlık adımları olarak Balkanlar-Çanakkale- ve Kafkaslar’daki isyan hareketleri Osmanlı sonrası haritayı değiştirecekti Doğu Anadolu da tam bu aşamada Pontus-Ermenistan-Gürcistan-Arabistan ve Kürdistan ayaklanma hareketleri, aslında Kafkasya üzerinden Kırım ve Orta Asya’yı ele geçirmeyi hedefleyen emperyalist amaçlı kışkırtmalar olarak bölgedeki eski haritanın değişimini gündeme getiriyordu. Osmanlı imparatorluğu Balkan savaşından Kafkas savaşlarına doğru yönelirken, Çanakkale’de emperyalist devlet ordularına karşı çok ciddi bir direniş gösteren Türk milleti ve askeri Balkanlardan Kafkaslara doğru yönelerek Ermenistan, Gürcistan, Kürdistan ve Pontus devletlerini hedeflemiştir .Orta dünya olarak anılan Gelibolu ve Çanakkale hattı, İngiliz emperyalizminin Yunanistan’ı yarattıktan sonra, ANZAK askerlerini Çanakkale Savaşı alanında ve Gelibolu yarımadası üzerinde kurulması düşünülen ANZAK devleti oluşumunun dünya haritalarına çizilmesi gündemini bölgedeki ülkeler ve halklar üzerine getirerek dayattığı görülmektedir. Çanakkale Savaşı aslında Balkanlar ve Kafkaslar üzerinde bir orta dünyada köprüsü arayışının hayalidir Bugün bu bölgelerdeki sıcak çatışmalar ise iflas etmiş ütopyanın kalıntılarıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.