Cumhurbaşkanının diploması var mı yok mu?
Tartışmaları devam ederken bir de muhalefetin diploması eklendi.
Derken İmamoğlu’nun özgürlüğüne de el koydular.
Bu kararla birlikte insanların kafasındaki istifhamlar da artmış oldu.
“Bizim anayasa güvencemiz yok mu” demeye başladılar.
Bu insanların anayasası Kur’an’ın Nisa suresi 135. ayetinde ne diyordu;
“Ey iman edenler, kendiniz, anne-babanız ve yakınlarınız aleyhine bile olsa, Allah için şahitler olarak adaleti ayakta tutun”
Ey bu işe karar verenler, bu karar ile adalet bertaraf edilmiş durumda bilesiniz.
O kadar müfettiş gelip gitti bunlar hiçbir şey bulamadılar mı ki C. Savcılığı olaya el attı.
Ve bir iki gün içinde bütün yolsuzlukları inceleyip ortaya çıkardı.
…..
İnsanoğlunun yaptığı kanunda bile belirli suçlarda zamanaşımı süresi vardır.
Zaman aşımı; hüküm verilen bir cezanın belirli bir süre içinde infaz edilmemesi durumunda, bu cezanın infaz edilebilme hakkının düşmesini ifade eder.
Mesela, 5 yıl ve 5 yıldan az hapis ya da adli para cezası gerektiren suçlarda;
Olağan zamanaşımı süresi 8 yıl,
Olağanüstü zamanaşımı süresi ise 12 yıl olarak belirlenmiştir.
5 yıldan çok ve 20 yılın altında hapis cezası gerektiren suçlarda;
Olağan zamanaşımı süresi 15 yıl, olağanüstü zamanaşımı süresi ise 22 yıl 6 aydır.
Basit kasten öldürme suçunda ceza zamanaşımı süresi 30 yıldır.
Nitelikli kasten öldürme suçlarında ceza zamanaşımı süresi 40 yıldır.
Hal böyle iken 35 yıl önce alınan bir diplomanın iptal edilmesi neyin nesidir?
Hiçbir yetkisi olmadığı halde Üniversite Yönetim Kurulunca yapılan bu uygulama,
Ne kadar hukukidir,
Ne kadar vicdanidir,
Ne kadar insanidir.
Bu uygulama bir korkunun tesiri midir?
Öyle ya “Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinin içerisinde” verilen bir karar.
Kamuoyunda “İktidarın İmamoğlu’ndan bir korkusu mu var” sorularını gündeme getiriyor.
İmamoğlu’nu hukuk dışı bir yolla ekarte mi etmek istiyorlar?
Zira bu kararın arkasından;
Diplomanın etkisi ile Askerliğini bedelli olarak yapan İmamoğlu’nun askere alınması,
Askere alınınca zaman aşımı nedeniyle Belediye Başkanlığı’nın da düşürülmesi söz konusu.
Ama uygulayıcıların şunu çok iyi bilmesi gerekir.
Korkunun hiçbir zaman ecele faydası yoktur.
…..
İBB Başkanı İmamoğlu, İstanbul Üniversitesi'nin diploma iptali kararına ilişkin, konuk olduğu iftar sofrasında açıklamalarda bulundu. Bu açıklamayı 1 milyon kişi izledi. İmamoğlu;
“Bu toprakların en büyük adaleti, vicdanı, 86 milyon insanımızın adaleti, vicdanıdır,
Üniversitenin diploma iptal etme yetkisi yok,
Bu ülkede herkesin kazanılmış hakları tehlike altındadır,
Değil hukuk, kanun devleti bile olmayan bir yerde artık demokratik bir yarış söz konusu değil, Kul hakkı yediler..” diyerek,
Gayrimeşru olarak nitelediği kararı yargıya taşıyacaklarını ancak adil bir karar çıkacağına dair inancının olmadığını “ da belirtti. Tespitlerin hepsi yerli yerinde.
…..
Burada İmamoğlu’na ve CHP’lilere de bir çift sözümüz olacak.
Maalesef yere düşen sızlanmaya başlıyor.
Dün ne diyordunuz “Susma, sustukça sıra sana gelecek”
Dün, birçok insan zerre kadar ilgileri olmadıkları halde, hukuksuz olarak “Fetöcü” damgası yediler. Eşinden, işinden, aşından ve hatta canından olanlar bile vardı.
Bunları görmezden gelerek sustunuz. Hatta iktidarın ağzıyla, onlar için "fetöcü" ve "hain" ifadelerini kullanarak iftiralar attınız.. Oysa sizler de biliyordunuz ki, bu adamlar garipti, masumdu.. Ne iktidar ne de muhalefet yıllar boyu bunların “masumuz” diyen feryatlarına kulak vermediniz. Hem iktidar hem muhalefet bunları terörist olarak gördünüz..
(Yıllarca Adliyelerde, hapishanelerde süründürüldükten sonra, -Ergenekon yargılamalarındaki gibi- "suçsuz" diye çoğunun serbest bırakılması, masumiyetlerinin karinesi, hatta tescili değil midir?..)
Halbuki hukuk herkese lazımdır. Bugün size lazım olduğu gibi, yarın da başkalarına lazım olacak. Bu hukuksuzluğun altına imza atanlara da lazım olacak.
Çok az kişi hukuk mücadelesi sonucunda yerlerine dönebildi. Ya dönemeyenler?
İmamoğlu’na İktidar tarafından uygulanan bu hukuksuzluğu tasvip etmememiz mümkün değil. Ama İmamoğlu’na da sormak istiyorum; Bu insanlar mağdur edilirken sesinizi neden çıkarmadınız? İktidarla aynı ağzı kullandınız.
Adaleti kendinize geldiği zaman mı arayacaksınız hep?..
Hukuksuzluk kendi kapınızı çalınca mı haksızlığa uğradığınızı anlayacaksınız?..
…..
Bu ülkede mağdur edilen o kadar çok kesim var ki!
Başta bu ülkenin gençleri olmak üzere,
MHP’de ve İyi Parti’de kıyıma uğrayan Ülkücüleri,
Hiç ilgileri olmadığı halde Fetö damgası ile hayatları karartılan insanları,
Emeklileri,
Hayvan üreticileri ve çiftçileri
Haklıyı savunurken haksızlığa düşen kesimleri..
Türkmeni, Lazı, Tatarı, Çerkezi, Kürdü ile bu Milleti birbirine kenetleyecek,
Ülkeye sevgi tohumları atacak bir milli yapılanmaya acilen ihtiyaç vardır.
Bu hukuksuzlukların neticesinde, yeni bir partiye, yeni bir kuruluşa ihtiyaç olduğu açıktır.
Her kesimi kucaklayacak Merkezi bir partiye ihtiyaç duyulmaktadır.
…..
Ülkenin bozulan ekonomisini düzeltecek,
İnsanlar arasında Adaleti sağlayacak,
Hukuksuzlukları gidererek gerçeklere imza atacak,
Demokrasiyi en iyi şekilde işletecek,
Bağımsızlığı en iyi şekilde tesis edecek,
Ülke insanının sorunlarını bilip programlayacak,
Yeni bir parti,
Merkezi bir parti..
Bu, Milletin çoğunluğu tarafından hüsn-ü kabul görecektir.
Bu yolda emek verecek olanların bir an önce yola koyulmaları gerekmektedir.
Bizden haber vermesi…